Mu'tezile, İslam tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Akılcılığıyla ön plana çıkan kelami bir mezheptir. Ancak sadece kelamcı değil müfessirler, fakihler yetiştirmiş de bir mezheptir. Mu'tezile'nin fıkhi bir yönü de vardır. Bu maalesef fazla bilinmemekte ve göz ardı edilebilmektedir. Dr. Yüksel Macit Hoca, doktora tezi olan "Mu'tezile'nin Fıkıh Usulü Anlayışı" adlı eserinde Mu'tezile'nin fıkıh usûlü anlayışlarını derinlemesine incelemektedir. Vâsıl b.Atâ'dan itibaren Mu'tezili alimler nâsslara nasıl yaklaştılar? Nâss sıralamaları nasıldı? Hadisleri hüccet alıyorlar mıydı? Ve daha birçok sorunun cevabını bu eserde bulabilirsiniz. Kâdı Abdulcebbâr, Ebu'l Hüseyin el-Basrî gibi Mu'tezili fakihlerin kitaplarından bol bol alıntılar vardır. Ayrıca eserin sonunda Nazzâm'ın sahabiler hakkındaki görüşleri Râzî'nin "el-Mahsûl" adlı usul-ü fıkıh kitabından aktarılır. Yine Câhız'ın Emeviler hakkında yazmış olduğu risale de sona eklenmiş. "Mu'tezile'nin Fıkıh Usulü Anlayışı" akademik bir eser olduğu için alanla alakalı temeliniz var ise okumanızı tavsiye ederim. Fıkıh usûlü alanında veya Mu'tezile hakkında giriş seviyesi bir eser değildir.
18 Ekim 2025 Cumartesi
16 Ağustos 2025 Cumartesi
YÂSÎN 21.ÂYET NASIL ANLAŞILMALI?
Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla başlarım. Bu yazımda özellikle din görevlilerinin, ilahiyatçıların aldığı maaşın caiz olmadığına delil getirilen Yâsîn 21.âyeti ele alacağım. İlgili âyette anlatılmak istenen nedir? Gerçekten de din ilmiyle uğraşanların maaş almasını mı yasaklıyor? İlk olarak şuna değinmek gerekir ki Yâsîn Sûresi muhteşem mesajlar veren hikmet dolu bir sûredir. Mekke'de nâzil olmuş, 83 âyetten oluşan bir sûredir. Bazı sünen türü hadis kitaplarında Hz.Peygamber'in Yâsîn için ''Kur'ân'ın Kalbi'' ifadesini kullandığı nakledilmektedir. Bu hadisin Kur'ân'a aykırı bir tarafı yoktur. Gerçekten de Yâsîn, Kur'ân'ın konularını içerisinde cem etmiş bir sûredir. İşte bu muhteşem sûrede bir âyet bulunmaktadır. Yazımın da konusu olan 21.âyet. Aslında bu âyet bizzat Allah'ın sözü değildir. Allah'ın aktarmış olduğu sâlih bir insanın sözüdür. 13.âyetten itibaren bir kıssa anlatılmaktadır. Allah bir şehir halkına elçiler gittiğinden ve tebliğde bulunduklarından bahseder. O halk elçilere iman etmemiş, kendileri gibi beşer olduklarını demiştir. Elçilerden kastın Hz.İsa'nın havarileri, şehrin ise Antakya olduğuna dair rivayetler tefsirlerde nakledilir. Kavim elçileri inkar edince şehrin en uzak tarafından bir adam gelir. Kavmine elçilere iman etmeleri gerektiğini söyler. İşte âyetlerde bahsedilen bu kişinin ''Habîbü'n Neccâr'' adında biri olduğu nakledilir. Ayette ''racül'' yani adam olarak ifade edilen bu kişi kavmini imana, elçilere itaate davet eder. 21.âyette de aktarılır ki şöyle buyurmuştur: ''Sizden hiçbir ücret istemeyen elçilere uyun! Onlar doğru yoldadırlar.'' Görüldüğü üzere bu söz direk Allah'ın değil bu sâlih kimsenin sözüdür. Allah bu yüce şahsiyetli kişinin sözünü bizlere aktarmaktadır. 21.âyetten 27.âyete kadar da bu kişinin sözleri aktarılmaya devam edilmektedir. Peki ''Ücret istemeyenlere uyun!'' kısmı ne demektir? Yazımın başında da belirttiğim gibi genellikle bu âyet din görevlisi olan, ilahiyatçı olan kimselerin maaş almalarının haramlığına delil getirilmektedir. Bu âyeti delil getirenler de genellikle ilgili âyeti direk Allah'ın sözü olarak aktarırlar. Ama yukarıda da belirttiğimiz gibi bu söz Allah'ın değil, sâlih adamın sözüdür. Tabi ki yanlış bir söz değil. Nitekim Allah'ın bütün peygamberleri yaptıkları tebliğe karşılık bir ücret talep etmemişlerdir. Konuyla alakalı Kur'ân'da birçok âyet vardır. Ancak 21.âyet din görevlisi veya ilahiyatçı olan kimsenin maaş almasının haramlığına delalet etmez. Bu âyetin son derece yanlış anlaşıldığı kanaatindeyim. Eğer bir din görevlisi veya ilahiyatçı kendisine soru soran, ilim öğrenmek isteyen kimseye ''Eğer para vermezseniz size bir şey anlatamam.'' derse işte bu âyetin kapsamına girer. Yoksa maaşını alan ve aldığı maaş ile yetinip insanlara ilim öğreten kimsenin âyetin kapsamına girmesi söz konusu değildir. Sonuçta herkes geçimini sağlayacak bir gelire muhtaçtır. Burada şunları da ifade etmek istiyorum. Bir öğretmen düşünelim. Okullarda öğrencilere ders anlatıyor. Onların bilgiler öğrenmesine vesile oluyor. Bu öğretmen de bir memur olarak her ay düzenli maaş alıyor. Peki maaş için mi çocuklara ders veriyor? Veya bir doktor maaş için mi hastalara bakıyor, can kurtarıyor? Nasıl ki bu ve benzeri meslekleri yapan kimselerin aldığı maaş helal ise din görevlisi, ilahiyatçı olan kimselerin de aldıkları maaş helaldir. Sonuçta bu insanlar da yıllarını okul sıralarında geçiriyor, üniversite okuyor ve birçok masrafın altına giriyor. Verdikleri emeğin karşılığını almaları da gayet normal. Tabi ki maaş helaldir derken aldığı maaşın hakkını vermeyen insanları kastetmiyorum. İster ilahiyatçı olsun isterse başka bir meslek grubunda çalışsın herkes aldığı maaşı hak etmelidir. Çalışma saatlerine dikkat etmeli, elinden gelen her türlü çalışmayı yapmalıdır.
29 Temmuz 2025 Salı
YÛNUS PEYGAMBER GİBİ TEVBE ETMEK
1-Kur'ân kıssaları konusunda çekmiş olduğumuz videoyu linki tıklayarak izleyebilirsiniz. : https://www.youtube.com/watch?v=scPC1Xi58gQ&t=170s.
2-Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili , (İstanbul, Azim Dağıtım, 2020) 6/500.
14 Mayıs 2025 Çarşamba
KUR'ÂN İNSANLARDAN NE İSTİYOR?
Bizleri yaratan Allah'tır. Rabbimiz bizi yaratıp başıboş bırakmamış ve bizlere yol gösterici kitaplar yollamıştır. Vahyin kapanışını ise Kur'ân ile yapmıştır. Peki Allah'ın kitabı olan Kur'ân insanlardan ne istiyor? Kur'ân'ın insanlıktan yani bizlerden istediği Allah'a karşı takvalı olmak yani sorumluluk bilinci taşımaktır. Biz insanlar takva üzere olursak işte o zaman Dünya yaşanılacak bir yer olur. Takvalı olmak Allah'ın emirlerine uymaktır. Namaz kılmak, adaletli olmak, her türlü zulümden, yalandan kaçınmaktır.
13 Mayıs 2025 Salı
İSRÂ 23.ÂYET IŞIĞINDA ANNE BABAYA İYİLİK
Kur'ân İsrâ 23.âyet başta olmak üzere birçok âyetinde anne babaya iyiliği emretmektedir. Ben de bu videomda İsrâ 23.âyet ışığında anne babaya iyilik etme konusunu ele aldım. Videomu linkte tıklayarak izleyebilirsiniz.
23 Nisan 2025 Çarşamba
KİTAP TAVSİYESİ|İSLAM'DA KADIN
Malumdur ki İslam eleştirmenleri, İslam'ın kadınlara gerekli değeri vermediğini, ikincil insan muamelesi yapıp, erkeklerin sadece hizmetlerini gören bir konuma getirdiğini söylerler. Buna delil olarakta bazı âyetleri ve hadisleri bağlamını göz ardı ederek delil getirirler. Aslında Kur'ân'a ve sahih sünnete bütüncül olarak baktığımızda İslam Dini kadına değer vermiş bir dindir. İndiği dönemde sadece Arap toplumunda değil, Dünya'nın birçok toplumunda kadına değer verilmezken İslam onlara değer vermiş, onların da Allah'ın yarattığı bir kul olduklarını, iradelerinin olduğunu belirtmiştir. Birçok toplumda kadınlara mirastan pay verilmezken Kur'ân onlara mirastan pay vermiştir. Ayrıca Kur'ân, kadın olsun erkek olsun asıl üstüğünlüğün Allah katında takvâ olduğunu vurgulayarak erkeğin kadından mutlak olarak daha üstün bir varlık olduğunu reddetmiştir. Tabi ki fıtrat gereği erkek ve kadının kendilerine has olan özellikleri vardır. İşte büyük âlim Muhammed Hüseyin Tabâtabâî bu eserinde, Arap toplumu ve diğer toplumlarda kadının gördüğü muamele ile İslam'ın kadınlara getirdiği hakları kıyaslıyor. Kadının, Kur'ân tarafından değersizleştirilmediğini, ona birçok hak verdiğini âyetler ışığında anlatıyor. Kitap, değerli âlimin 'el-Mîzân' adlı tefsirinden alıntılar ve bazı yazılardan meydana gelmiştir. 15 Kasım 1981 yılında vefat etmiş olan Tabâtabâî'nin on yıllar öncesinden bugün dahi İslam'a yönelik kadın üzerinden yapılan eleştirilere verdiği muhteşem cevapları içeren bu eseri okumanızı tavsiye ederim.
25 Mart 2025 Salı
KADİR GECESİ HANGİ GÜN?
Bakara sûresi 185.âyetten Kur'ân'ın ramazan ayında,Kadir sûresinden de kadir gecesinde indirilmeye başlandığını biliyoruz.Âyetler ile sabit ki kadir gecesi ramazan ayının içerisindedir.Ama 27.gece olduğuna dair kesin bir delil yoktur.Başta Buhârî ve Müslim gibi temel hadis kitaplarında geçen sahih hadislerde de ramazan ayının son 10 gününe işaret edilmiştir.Müslümanlar olarak şu bilinçde olmalıyız.Kadir gecesine kadir isminin yani kıymetli isminin verilmesine sebep olan Allah'ın vahyidir yani Kur'ân'dır.Biz müslümanlara düşen Allah'ın son vahyine sımsıkı sarılmak,hayatımızın merkezine Kur'ân'ı koymaktır.Nitekim A'râf 3.âyette bizlere Kur'ân'a ittiba etmek emredilmiştir.
EHLİ BEYT İMAMLARININ NASİHATİ
Allâme Tabâtabâî, Ehli Beyt'in tavsiyesini aktarıyor. Buna göre mümin kimse her gün uyumadan önce yaptığı işler üzerine düşünmelidir. Gü...
-
Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla başlarım. Bu yazıda ayetler ışığında Yûnus Peygamber'in tevbesini ele alacağız. Tevbe etmek d...
-
Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla başlarım. Bu yazımda özellikle din görevlilerinin, ilahiyatçıların aldığı maaşın caiz olmadığına de...
-
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla başlarım. Bu yazımda Allâme Tabâtabâî'nin “İslam Sosyolojisi” adlı eserini tanıtacağım. Allâme ...



